Tâ-Hâ Suresi
وَاجْعَلْ لٖي وَزٖيراً مِنْ اَهْلٖيۙ
vec`al lî vezîram min ehlî.
Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,
قَالَ قَدْ اُو۫تٖيتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسٰى
ḳâle ḳad ûtîte sü'leke yâ mûsâ.
Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً اُخْرٰىۙ
veleḳad menennâ `aleyke merraten uḫrâ.
Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.
اِذْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّكَ مَا يُوحٰىۙ
iẕ evḥaynâ ilâ ümmike mâ yûḥâ.
Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:
اَنِ اقْذِفٖيهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِفٖيهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لٖي وَعَدُوٌّ لَهُۜ وَاَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنّٖيۚ وَلِتُصْنَعَ عَلٰى عَيْنٖيۢ
eni-ḳẕifîhi fi-ttâbûti faḳẕifîhi fi-lyemmi felyülḳihi-lyemmü bissâḥili ye'ḫuẕhü `adüvvül lî ve`adüvvul leh. veelḳaytü `aleyke meḥabbetem minnî. velituṣne`a `alâ `aynî.
Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.