📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فَافْتَحْ بَيْنٖي وَبَيْنَهُمْ فَتْحاً وَنَجِّنٖي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
feftaḥ beynî vebeynehüm fetḥav veneccinî vemem me`iye mine-lmü'minîn.
Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
▼
فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ
feenceynâhü vemem me`ahû fi-lfülki-lmeşḥûn.
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.
▼
ثُمَّ اَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقٖينَۜ
ŝümme agraḳnâ ba`dü-lbâḳîn.
Sonra da geri kalanları suda boğduk.
▼
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
▼
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
▼
كَذَّبَتْ عَادٌۨ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebet `âdün-lmürselîn.
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
▼
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ هُودٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm hûdün elâ tetteḳûn.
Kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
▼
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
innî leküm rasûlün emîn.
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
▼
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
▼
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
▼
اَتَبْنُونَ بِكُلِّ رٖيعٍ اٰيَةً تَعْبَثُونَۙ
etebnûne bikülli rî`in âyeten ta`beŝûn.
Siz her yüksek yere bir alamet dikerek eğleniyor musunuz?
▼
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِـعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَۚ
vetetteḫiẕûne meṣâni`a le`alleküm taḫlüdûn.
Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?
▼
وَاِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّارٖينَۚ
veiẕâ beṭaştüm beṭaştüm cebbârîn.
Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?
▼