Şuarâ Suresi
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
وَاتَّقُوا الَّـذٖٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ
vetteḳu-lleẕî emeddeküm bimâ ta`lemûn.
Bildiğiniz şeyleri size bol bol veren, Allah'dan korkun.
اِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍۜ
innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظٖينَۙ
ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.
(Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّلٖينَۙ
in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.
Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helak ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.
Semud (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.
Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?