📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
fenecceynâhü veehlehû ecme`în.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
▼
اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِرٖينَۚ
illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
▼
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرٖينَۚ
ŝümme demmerne-l'âḫarîn.
Sonra diğerlerini helak ettik.
▼
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ
veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
▼
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
▼
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
▼
كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
▼
اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
▼
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
innî leküm rasûlün emîn.
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
▼
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
▼
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
▼
اَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرٖينَۚ
evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.
Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.
▼
وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقٖيمِۚ
vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm.
Doğru terazi ile tartın.
▼