📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَقٖيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ
veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.
Onlara: Allah'tan gayrı taptıklarınız hani nerede? denilir.
▼
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَۜ
min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu?.
▼
فَكُبْكِبُوا فٖيهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ
fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.
Onlar ve azgınlar oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
▼
وَجُنُودُ اِبْلٖيسَ اَجْمَعُونَۜ
vecünûdü iblîse ecme`ûn.
İblis bütün orduları da.
▼
قَالُوا وَهُمْ فٖيهَا يَخْتَصِمُونَۙ
ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.
Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
▼
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍۙ
tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
▼
اِذْ نُسَوّٖيكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.
Çünkü biz sizi alemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
▼
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ
vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.
Bizi ancak o günahkarlar saptırdı.
▼
فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعٖينَۙ
femâ lenâ min şâfi`în.
"Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var".
▼
وَلَا صَدٖيقٍ حَمٖيمٍ
velâ ṣadîḳin ḥamîm.
"Ne de yakın bir dostumuz".
▼
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.
Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!
▼
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
▼
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
▼