📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
▼
وَاتَّقُوا الَّـذٖٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ
vetteḳu-lleẕî emeddeküm bimâ ta`lemûn.
Bildiğiniz şeyleri size bol bol veren, Allah'dan korkun.
▼
اَمَدَّكُمْ بِاَنْعَامٍ وَبَنٖينَۙ
emeddeküm bien`âmiv vebenîn.
"O size verdi: davarlar, oğullar".
▼
وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
vecennâtiv ve`uyûn.
"Bahçeler çeşmeler." (Allah'a karşı gelmek) den sakının.
▼
اِنّٖٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍۜ
innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
▼
قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظٖينَۙ
ḳâlû sevâün `aleynâ eve`ażte em lem teküm mine-lvâ`iżîn.
(Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir.
▼
اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّلٖينَۙ
in hâẕâ illâ ḫulüḳu-l'evvelîn.
Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
▼
وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبٖينَۚ
vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.
Biz azaba uğratılacak da değiliz.
▼
فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
fekeẕẕebûhü feehleknâhüm. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helak ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
▼
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
▼
كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebet ŝemûdü-lmürselîn.
Semud (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
▼
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm ṣâliḥun elâ tetteḳûn.
Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
▼
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
innî leküm rasûlün emîn.
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
▼