Şuarâ Suresi
فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِمٖينَۙ
fe`aḳarûhâ feaṣbeḥû nâdimîn.
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُۜ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
feeḫaẕehümü-l`aẕâb. inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebet ḳavmü lûṭini-lmürselîn.
Lut kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm eḫûhüm lûṭun elâ tetteḳûn.
Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
innî leküm rasûlün emîn.
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمٖينَۙ
ete'tûne-ẕẕükrâne mine-l`âlemîn.
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
veteẕerûne mâ ḫaleḳa leküm rabbüküm min ezvâciküm. bel entüm ḳavmün `âdûn.
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجٖينَ
ḳâlû leil lem tentehi yâ lûṭu letekûnenne mine-lmuḫracîn.
Onlar şöyle dediler: Ey Lut! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
قَالَ اِنّٖي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالٖينَۜ
ḳâle innî li`ameliküm mine-lḳâlîn.
Lut: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!