Şuarâ Suresi
فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
fenecceynâhü veehlehû ecme`în.
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِرٖينَۚ
illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرٖينَ
veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
veinne rabbeke lehüve-l`azîzü-rraḥîm.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَلٖينَۚ
keẕẕebe aṣḥâbü-l'eyketi-lmürselîn.
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ
iẕ ḳâle lehüm şu`aybün elâ tetteḳûn.
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
innî leküm rasûlün emîn.
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُونِۚ
fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمٖينَۜ
vemâ es'elüküm `aleyhi min ecr. in ecriye illâ `alâ rabbi-l`âlemîn.
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
اَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرٖينَۚ
evfü-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḫsirîn.
Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.