Şuarâ Suresi
وَقٖيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ
veḳîle lehüm eyne mâ küntüm ta`büdûn.
Onlara: Allah'tan gayrı taptıklarınız hani nerede? denilir.
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَۜ
min dûni-llâh. hel yenṣurûneküm ev yenteṣirûn.
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu?.
فَكُبْكِبُوا فٖيهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ
fekübkibû fîhâ hüm velgâvûn.
Onlar ve azgınlar oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
قَالُوا وَهُمْ فٖيهَا يَخْتَصِمُونَۙ
ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.
Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَفٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍۙ
tellâhi in künnâ lefî ḍalâlim mübîn.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
اِذْ نُسَوّٖيكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
iẕ nüsevvîküm birabbi-l`âlemîn.
Çünkü biz sizi alemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ
vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.
Bizi ancak o günahkarlar saptırdı.
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ
felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmü'minîn.
Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak!
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنٖينَ
inne fî ẕâlike leâyeh. vemâ kâne ekŝeruhüm mü'minîn.
Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.