Sâd Suresi
هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ
hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.
İşte, hesap günü için size vadolunan şeyler bunlardır.
اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ
inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.
Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.
هٰذَاۜ وَاِنَّ لِلطَّاغٖينَ لَشَرَّ مَاٰبٍۙ
hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.
Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمِهَادُ
cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.
Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.
هٰذَاۙ فَلْيَذُوقُوهُ حَمٖيمٌ وَغَسَّاقٌۙ
hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.
İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar
وَاٰخَرُ مِنْ شَكْلِهٖٓ اَزْوَاجٌۜ
veâḫaru min şeklihî ezvâc.
Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.
هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَباً بِهِمْۜ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ
hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.
(İnkarcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğin de, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.
قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَباً بِكُمْۜ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ
ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.
(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.
قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَاباً ضِعْفاً فِي النَّارِ
ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.
Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.
وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرٰى رِجَالاً كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْاَشْرَارِۜ
veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.
(İnkarcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?
اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِياًّ اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ
etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.
Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?
اِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ اَهْلِ النَّارِ۟
inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.
İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.