📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
bel naḥnü maḥrûmûn.
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
▼
قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَـكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
ḳâle evseṭuhüm elem eḳul leküm levlâ tüsebbiḥûn.
İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?
▼
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِمٖينَ
ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
▼
فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetelâvemûn.
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
▼
قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغٖينَ
ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.
(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
▼
عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْراً مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ
`asâ rabbünâ ey yübdilenâ ḫayram minhâ innâ ilâ rabbinâ râgibûn.
Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.
▼
كَذٰلِكَ الْعَذَابُۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟
keẕâlike-l`aẕâb. vele`aẕâbü-l'âḫirati ekber. lev kânû ya`lemûn.
İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
▼
اِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّعٖيمِ
inne lilmütteḳîne `inde rabbihim cennâti-nne`îm.
Şu da muhakkak ki, takva sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.
▼
اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمٖينَ كَالْمُجْرِمٖينَۜ
efenec`alü-lmüslimîne kelmücrimîn.
Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkarlar gibi tutar mıyız hiç?
▼
مَا لَـكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ
mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
▼
اَمْ لَـكُمْ كِتَابٌ فٖيهِ تَدْرُسُونَۙ
em leküm kitâbün fîhi tedrusûn.
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu batıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?
▼
اِنَّ لَـكُمْ فٖيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَۚ
inne leküm fîhi lemâ teḫayyerûn.
Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?
▼
اَمْ لَـكُمْ اَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ اِنَّ لَـكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَۚ
em leküm eymânün `aleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn.
Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
▼