📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَالَّذٖينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ
velleẕîne hüm min `aẕâbi rabbihim müşfiḳûn.
Rab'lerinin azabından korkanlar,
▼
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ
inne `aẕâbe rabbihim gayru me'mûn.
Ki Rab'lerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;
▼
وَالَّذٖينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.
Irzlarını koruyanlar
▼
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومٖينَۚ
illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.
Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz;
▼
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ
femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir,
▼
وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ
velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.
Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;
▼
وَالَّذٖينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ
velleẕîne hüm bişehâdetihim ḳâimûn.
Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;
▼
وَالَّذٖينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۜ
velleẕîne hüm `alâ ṣalâtihim yüḥâfiżûn.
Namazlarını koruyanlar;
▼
اُو۬لٰٓئِكَ فٖي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَۜ ۟
ülâike fî cennâtim mükramûn.
İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.
▼
فَمَالِ الَّذٖينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعٖينَۙ
femâ lilleẕîne keferû ḳibeleke mühti`în.
(Resulüm!) O kafirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar?
▼
عَنِ الْيَمٖينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِزٖينَ
`ani-lyemîni ve`ani-şşimâli `izîn.
Bölük bölük sağından ve solundan(gelip etrafını sarıyorlar)
▼
اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعٖيمٍۙ
eyaṭme`u küllü-mriim minhüm ey yüdḫale cennete ne`îm.
Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
▼
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ
kellâ. innâ ḫalaḳnâhüm mimmâ ya`lemûn.
Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).
▼