📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
قَالُوا لَا تَوْجَلْ اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَلٖيمٍ
ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin `alîm.
Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.
▼
قَالَ اَبَشَّرْتُمُونٖي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
▼
قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِطٖينَ
ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.
Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.
▼
قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهٖٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ
ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.
(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?
▼
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.
"Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?" dedi.
▼
قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْـنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمٖينَۙ
ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.
Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onları helak etmeye) gönderildik."
▼
اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
illâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecme`în.
"Ancak Lut ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız."
▼
اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرٖينَ۟
ille-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.
"(Fakat Lut'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik."
▼
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ
felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.
Melek olan elçiler Lut ailesine gelince,
▼
قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.
Lut onlara: "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
▼
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فٖيهِ يَمْتَرُونَ
ḳâlû bel ci'nâke bimâ kânû fîhi yemterûn.
Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helakı) getirdik.
▼
وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
▼
فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِـعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
feesri biehlike biḳiṭ`im mine-lleyli vettebi` edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tü'merûn.
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin."
▼