📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
اِنَّـنٖٓي اَنَا اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنَا۬ فَاعْبُدْنٖيۙ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ لِذِكْرٖي
innenî ene-llâhü lâ ilâhe illâ ene fa`büdnî veeḳimi-ṣṣalâte liẕikrî.
Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.
▼
اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْفٖيهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى
inne-ssâ`ate âtiyetün ekâdü uḫfîhâ litüczâ küllü nefsim bimâ tes`â.
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.
▼
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُ فَتَرْدٰى
felâ yeṣuddenneke `anhâ mel lâ yü'minü bihâ vettebe`a hevâhü feterdâ.
Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!
▼
وَمَا تِلْكَ بِيَمٖينِكَ يَا مُوسٰى
vemâ tilke biyemînike yâ mûsâ.
Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?
▼
قَالَ هِيَ عَصَايَۚ اَتَوَكَّـؤُ۬ا عَلَيْهَا وَاَهُشُّ بِهَا عَلٰى غَنَمٖي وَلِيَ فٖيهَا مَاٰرِبُ اُخْرٰى
ḳâle hiye `aṣây. etevekkeü `aleyhâ veehüşşü bihâ `alâ ganemî veliye fîhâ meâribü uḫrâ.
O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.
▼
قَالَ اَلْقِهَا يَا مُوسٰى
ḳâle elḳihâ yâ mûsâ.
Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
▼
فَاَلْقٰيهَا فَاِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعٰى
feelḳâhâ feiẕâ hiye ḥayyetün tes`â.
Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!
▼
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُعٖيدُهَا سٖيرَتَهَا الْاُو۫لٰى
ḳâle ḫuẕhâ velâ teḫaf. senü`îdühâ sîratehe-l'ûlâ.
Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline sokacağız.
▼
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ
vaḍmüm yedeke ilâ cenâḥike taḫruc beyḍâe min gayri sûin âyeten uḫrâ.
Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.
▼
لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ
linüriyeke min âyâtine-lkübrâ.
Ta ki, sana, (böylece) en büyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim.
▼
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
Firavun'a git. Çünkü o iyice azdı.
▼
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لٖي صَدْرٖيۙ
ḳâle rabbi-şraḥ lî ṣadrî.
Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.
▼
وَيَسِّرْ لٖٓي اَمْرٖيۙ
veyessir lî emrî.
İşimi bana kolaylaştır.
▼