Şuarâ Suresi
وَالَّذٖي هُوَ يُطْعِمُنٖي وَيَسْقٖينِۙ
velleẕî hüve yuṭ`imünî veyesḳîn.
Beni yediren, içiren O'dur.
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِۖ
veiẕâ meriḍtü fehüve yeşfîn.
Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.
وَالَّذٖي يُمٖيتُنٖي ثُمَّ يُحْيٖينِۙ
velleẕî yümîtünî ŝümme yuḥyîn.
Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O'dur.
وَالَّـذٖٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لٖي خَطٖٓيـَٔتٖي يَوْمَ الدّٖينِۜ
velleẕî aṭme`u ey yagfira lî ḫaṭîetî yevme-ddîn.
Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur.
رَبِّ هَبْ لٖي حُكْماً وَاَلْحِقْنٖي بِالصَّالِحٖينَۙ
rabbi heb lî ḥukmev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
وَاجْعَلْ لٖي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِرٖينَۙ
vec`al lî lisâne ṣidḳin fi-l'âḫirîn.
Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!
وَاجْعَلْنٖي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعٖيمِۙ
vec`alnî miv veraŝeti cenneti-nne`îm.
Beni, Naim cennetinin varislerinden kıl.
وَاغْفِرْ لِاَبٖٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّٖينَۙ
vagfir liebî innehû kâne mine-ḍḍâllîn.
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.
وَلَا تُخْزِنٖي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ
velâ tuḫzinî yevme yüb`aŝûn.
(İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ
yevme lâ yenfe`u mâlüv velâ benûn.
O gün, ne mal fayda verir ne de evlat.
اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍۜ
illâ men ete-llâhe biḳalbin selîm.
Ancak Allah'a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقٖينَۙ
veüzlifeti-lcennetü lilmütteḳîn.
(O gün) cennet, takva sahiplerine yaklaştırılır.