Yâsin Suresi
اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ
in kânet illâ ṣayḥatev vâḥideten feiẕâ hüm cemî`ul ledeynâ muḥḍarûn.
Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.
فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاً وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
felyevme lâ tużlemü nefsün şey'ev velâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.
O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.
اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فٖي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ
inne aṣḥâbe-lcennehi-lyevme fî şügulin fâkihûn.
O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ فٖي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ
hüm veezvâcühüm fî żilâlin `ale-l'erâiki müttekiûn.
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.
لَهُمْ فٖيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ
lehüm fîhâ fâkihetüv velehüm mâ yedde`ûn.
Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.
سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحٖيمٍ
selâmün ḳavlem mir rabbir raḥîm.
Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır.
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
vemtâzü-lyevme eyyühe-lmücrimûn.
"Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkarlar!"
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَنٖٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبٖينٌۙ
elem a`hed ileyküm yâ benî âdeme el lâ ta`büdü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.
"Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi?
وَاَنِ اعْبُدُونٖيۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ
veeni-`büdûnî. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.
"Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur" demedim mi?
وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلاًّ كَثٖيراًۜ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ
veleḳad eḍalle minküm cibillen keŝîrâ. efelem tekûnû ta`ḳilûn.
Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hala akıl erdiremiyor musunuz?
هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
hâẕihî cehennemü-lletî küntüm tû`adûn.
İşte, bu size vadedilen cehennemdir.
اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
iṣlevhe-lyevme bimâ küntüm tekfürûn.
İnkarınız sebebiyle bugün oraya girin!
اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْدٖيهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
elyevme naḫtimü `alâ efvâhihim vetükellimünâ eydîhim veteşhedü ercülühüm bimâ kânû yeksibûn.
O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.