Sâffât Suresi
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
(Bu azaptan) Ancak Allah'ın halis kulları istisna edilecek.
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ
ülâike lehüm rizḳum ma`lûm.
Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ
fevâkih. vehüm mükramûn.
(Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar.
يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَعٖينٍۙ
yüṭâfü `aleyhim bike'sim mim me`în.
Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
لَا فٖيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ
lâ fîhâ gavlüv velâ hüm `anhâ yünzefûn.
O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عٖينٌۙ
ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi `în.
Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ
keennehünne beyḍum meknûn.
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّٖي كَانَ لٖي قَرٖينٌۙ
ḳâle ḳâilüm minhüm innî kâne lî ḳarîn.
İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.