Sâffât Suresi
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükafatlandırırız.
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.
وَاِنَّ لُوطاً لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ
veinne lûṭal lemine-lmürselîn.
Lut da elbette peygamberlerdendi.
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَعٖينَۙ
iẕ necceynâhü veehlehû ecme`în.
Hani biz Lut'u ve ailesinin hepsini kurtardık.
اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِرٖينَ
illâ `acûzen fi-lgâbirîn.
Ancak geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحٖينَۙ
veinneküm letemürrûne `aleyhim muṣbiḥîn.
(Ey insanlar!) Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz: sabahleyin
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟
vebilleyl. efelâ ta`ḳilûn.
Ve geceleyin. Hala akıllanmayacak mısınız?
وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَۜ
veinne yûnüse lemine-lmürselîn.
Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ
iẕ ebeḳa ile-lfülki-lmeşḥûn.
Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضٖينَۚ
fesâheme fekâne mine-lmüdḥaḍîn.
Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلٖيمٌ
felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.
Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.