Sâffât Suresi
سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَمٖينَ
selâmün `alâ nûḥin fi-l`âlemîn.
Bütün alemlerden Nuh'a selam olsun!
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
İşte biz iyileri böyle mükafatlandırırız.
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Zira o, bizim inanmış kullarımızdan idi.
ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَرٖينَ
ŝümme agraḳne-l'âḫarîn.
Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
وَاِنَّ مِنْ شٖيعَتِهٖ لَاِبْرٰهٖيمَۢ
veinne min şî`atihî leibrâhîm.
Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.
اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلٖيمٍ
iẕ câe rabbehû biḳalbin selîm.
Çünkü Rabbine kalb-i selim ile geldi.
اِذْ قَالَ لِاَبٖيهِ وَقَوْمِهٖ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ
iẕ ḳâle liebîhi veḳavmihî mâẕâ ta`büdûn.
Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti.
اَئِفْكاً اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُرٖيدُونَۜ
eifken âliheten dûne-llâhi türîdûn.
"Allah'tan başka bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمٖينَ
femâ żannüküm birabbi-l`âlemîn.
"O halde alemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ
feneżara nażraten fi-nnücûm.
Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.