📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مٖيقَاتُهُمْ اَجْمَعٖينَۙ
inne yevme-lfaṣli mîḳâtühüm ecme`în.
Şüphesiz (hakkı batıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.
▼
يَوْمَ لَا يُغْنٖي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـٔاً وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۙ
yevme lâ yugnî mevlen `am mevlen şey'ev velâ hüm yünṣarûn.
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.
▼
اِلَّا مَنْ رَحِمَ اللّٰهُۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَزٖيزُ الرَّحٖيمُ۟
illâ mer raḥime-llâh. innehû hüve-l`azîzü-rraḥîm.
Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.
▼
اِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِۙ
inne şecerate-zzeḳḳûm.
Şüphesiz zakkum ağacı,
▼
طَعَامُ الْاَثٖيمِۚۛ
ṭa`âmü-l'eŝîm.
Günahkarların yemeğidir.
▼
كَالْمُهْلِۚۛ يَغْلٖي فِي الْبُطُونِۙ
kelmühl. yaglî fi-lbüṭûn.
O, karınlarda maden eriyiği kaynar.
▼
كَغَلْيِ الْحَمٖيمِ
kegalyi-lḥamîm.
Sıcak suyun kaynaması gibi.
▼
خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ اِلٰى سَوَٓاءِ الْجَحٖيمِۚ
ḫuẕûhü fa`tilûhü ilâ sevâi-lceḥîm.
(Allah zebanilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin!
▼
ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهٖ مِنْ عَذَابِ الْحَمٖيمِۜ
ŝümme ṣubbû fevḳa ra'sihî min `aẕâbi-lḥamîm.
Sonra başına azap olarak kaynar su dökün!
▼
ذُقْۙ ۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْكَرٖيمُ
ẕuḳ. inneke ente-l`azîzü-lkerîm.
(Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!
▼
اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِهٖ تَمْتَرُونَ
inne hâẕâ mâ küntüm bihî temterûn.
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
▼
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي مَقَامٍ اَمٖينٍۙ
inne-lmütteḳîne fî meḳâmin emîn.
Müttakiler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.
▼
فٖي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ
fî cennâtiv ve`uyûn.
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
▼