Vâkıa Suresi
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ
veaṣḥâbü-şşimâli mâ aṣḥâbü-şşimâl.
Soldakiler; ne yazık o soldakilere!
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَفٖينَۚ
innehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظٖيمِۚ
vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.
Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
vekânû yeḳûlûne eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.
Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
قُلْ اِنَّ الْاَوَّلٖينَ وَالْاٰخِرٖينَۙ
ḳul inne-l'evvelîne vel'âḫirîn.
De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مٖيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
lemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.
Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ
ŝümme inneküm eyyühe-ḍḍâllûne-lmükeẕẕibûn.
Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!