📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً
veḥumileti-l'arḍu velcibâlü fedükketâ dekketev vâḥidetâ.
Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman,
▼
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
feyevmeiẕiv veḳa`ati-lvâḳi`ah.
işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).
▼
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ
venşeḳḳati-ssemâü fehiye yevmeiẕiv vâhiyeh.
Gök de yarılır ve artık o gün o, çökmeye yüz tutar.
▼
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ
velmelekü `alâ ercâihâ. veyaḥmilü `arşe rabbike fevḳahüm yevmeiẕin ŝemâniyeh.
Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
▼
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ
yevmeiẕin tü`raḍûne lâ taḫfâ minküm ḫâfiyeh.
(Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz.
▼
فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînihî feyeḳûlü hâümu-ḳraû kitâbiyeh.
Kitabı sağ tarafından verilen:" Alın, kitabımı okuyun" der.
▼
اِنّٖي ظَنَنْتُ اَنّٖي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ
innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.
" Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
▼
فَهُوَ فٖي عٖيشَةٍ رَاضِيَةٍۙ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir,
▼
فٖي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ
fî cennetin `âliyeh.
Yüce bir cennette,
▼
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
ḳuṭûfühâ dâniyeh.
Meyveleri sarkmış halde.
▼
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنٖٓيـٔاً بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ
külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.
(Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, afiyetle yeyin, için.
▼
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهٖ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنٖي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ
veemmâ men ûtiye kitâbehû bişimâlihî feyeḳûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
Kitabı sol tarafından verilene gelince, der ki:" Keşke, bana kitabım verilmeseydi!"
▼
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ
velem edri mâ ḥisâbiyeh.
"Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!"
▼