📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فٖي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ
fî cennâtin. yetesâelûn.
Onlar cennetler içinde sorarlar.
عَنِ الْمُجْرِمٖينَۙ
`ani-lmücrimîn.
Günahkarların durumunu:
مَا سَلَـكَكُمْ فٖي سَقَرَ
mâ selekeküm fî seḳara.
"Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّٖينَۙ
ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكٖينَۙ
velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.
Yoksulu doyurmuyorduk,
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِضٖينَۙ
vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.
(Batıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّٖينِۙ
vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.
Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَقٖينُۜ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
Sonunda bize ölüm geldi çattı.
فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعٖينَۜ
femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضٖينَۙ
femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.
Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar?
كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌۙ
keennehüm ḥumürum müstenfirah.
Kaçan yaban eşekleri gibi,
فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍۜ
ferrat min ḳasverah.
Âdeta arslandan ürkmüş.
بَلْ يُرٖيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفاً مُنَشَّرَةًۙ
bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilahi vahiy) verilmesini istiyor.