📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِهٖ بَصٖيرَةٌۙ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Artık insan, kendi kendinin şahididir.
▼
وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذٖيرَهُۜ
velev elḳâ me`âẕîrah.
İsterse özürlerini sayıp döksün.
▼
لَا تُحَرِّكْ بِهٖ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهٖۜ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
(Resulüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
▼
اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
▼
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.
▼
ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۜ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir.
▼
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,
▼
وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ
veteẕerûne-l'âḫirah.
Ahireti bırakıyorsunuz.
▼
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
▼
اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ
ilâ rabbihâ nâżirah.
Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir).
▼
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;
▼
تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir.
▼
كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,
▼