Kıyamet Suresi
وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ
veżanne ennehü-lfirâḳ.
(Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ۟
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِهٖ يَتَمَطّٰىۜ
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.