Mürselât Suresi
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ
vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.
(Resulüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّلٖينَۜ
elem nühliki-l'evvelîn.
Biz, (bunlar gibi inkarcı olan) öncekileri helak etmedik mi?
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِرٖينَ
ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.
Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَهٖينٍۙ
elem naḫlukküm mim mâim mehîn.
(Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
فَجَعَلْنَاهُ فٖي قَرَارٍ مَكٖينٍۙ
fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.
İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.
Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline!
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ
elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.
Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?