Mürselât Suresi
وَجَعَلْنَا فٖيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ
vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.
Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِهٖ تُكَذِّبُونَۚ
inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.
(İnkarcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذٖي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ
inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.
Üç kola ayrılmış, bir gölgeğe gidin.
لَا ظَلٖيلٍ وَلَا يُغْنٖي مِنَ اللَّهَبِۜ
lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.
Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
اِنَّهَا تَرْمٖي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ
innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ
keennehû cimâlâtün ṣufr.
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.
Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّلٖينَ
hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.
(O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.