Mürselât Suresi
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ۟
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
اِنَّ الْمُتَّقٖينَ فٖي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ
inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.
Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ
vefevâkihe mimmâ yeştehûn.
Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنٖٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.
(Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi afiyetle yeyin için" (denir).
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
İşte, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلٖيلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ
külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.
(Ey inkarcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ
veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.
Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبٖينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!