Mü’minûn Suresi
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡmَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm
اَلَّذٖينَ هُمْ فٖي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ
elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşi`ûn.
Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler;
وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ
velleẕîne hüm `ani-llagvi mü`riḍûn.
Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;
وَالَّذٖينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.
Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومٖينَۚ
illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.
Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ
femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.
Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.
وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ
velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.
Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
وَالَّذٖينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۢ
velleẕîne hüm `alâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.
Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.
اَلَّذٖينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.
(Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar.
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طٖينٍۚ
veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min sülâletim min ṭîn.
Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.