Sâffât Suresi
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنٖينَ
ḳad ṣaddaḳte-rru'yâ. innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız.
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُبٖينُ
inne hâẕâ lehüve-lbelâü-lmübîn.
Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظٖيمٍ
vefedeynâhü biẕibḥin `ażîm.
Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرٖينَ
veteraknâ `aleyhi fi-l'âḫirîn.
Geriden gelecekler arasında ona (iyi birnam) bıraktık:
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنٖينَ
innehû min `ibâdine-lmü'minîn.
Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِياًّ مِنَ الصَّالِحٖينَ
vebeşşernâhü biisḥâḳa nebiyyem mine-ṣṣâliḥîn.
Salihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik.
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهٖ مُبٖينٌ۟
vebâraknâ `aleyhi ve`alâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.
Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lakin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ
veleḳad menennâ `alâ mûsâ vehârûn.
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۚ
venecceynâhümâ veḳavmehümâ mine-lkerbi-l`ażîm.
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبٖينَۚ
veneṣarnâhüm fekânû hümü-lgâlibîn.
Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.