📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ
veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
▼
قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَمٖينِ
ḳâlû inneküm küntüm te'tûnenâ `ani-lyemîn.
(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sureti haktan görünürdünüz) derler.
▼
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِنٖينَۚ
ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.
(Ötekiler de:) "Bilakis, derler, siz inanan kimseler değildiniz".
▼
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغٖينَ
vemâ kâne lenâ `aleyküm min sülṭân. bel küntüm ḳavmen ṭâgîn.
"Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."
▼
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ
feḥaḳḳa `aleynâ ḳavlü rabbinâ. innâ leẕâiḳûn.
"Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız."
▼
فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاوٖينَ
feagveynâküm innâ künnâ gâvîn.
"Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık."
▼
فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ
feinnehüm yevmeiẕin fi-l`aẕâbi müşterikûn.
Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar.
▼
اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمٖينَ
innâ keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
▼
اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا قٖيلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ
innehüm kânû iẕâ ḳîle lehüm lâ ilâhe ille-llâhü yestekbirûn.
Çünkü onlara: Allah'tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
▼
وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ
veyeḳûlûne einnâ letârikû âlihetinâ lişâ`irim mecnûn.
"Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?" derlerdi.
▼
بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلٖينَ
bel câe bilḥaḳḳi veṣaddeḳa-lmürselîn.
Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
▼
اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَلٖيمِۚ
inneküm leẕâiḳu-l`aẕâbi-l'elîm.
Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
▼
وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ
vemâ tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.
Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
▼