📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فٖيهَا فَاكِهٖينَۙ
vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.
Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
▼
كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْماً اٰخَرٖينَ
keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.
İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
▼
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرٖينَ۟
femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
▼
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهٖينِۙ
veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-l`aẕâbi-lmühîn.
Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
▼
مِنْ فِرْعَوْنَۜ اِنَّهُ كَانَ عَالِياً مِنَ الْمُسْرِفٖينَ
min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.
Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.
▼
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمٖينَۚ
veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.
Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) alemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
▼
وَاٰتَيْنَاهُمْ مِنَ الْاٰيَاتِ مَا فٖيهِ بَلٰٓؤٌا مُبٖينٌ
veâteynâhüm mine-l'âyâti mâ fîhi belâüm mübîn.
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.
▼
اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَيَقُولُونَۙ
inne hâülâi leyeḳûlûn.
Onlar (müşrikler) diyorlar ki:
▼
اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَرٖينَ
in hiye illâ mevtetüne-l'ûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.
"İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz."
▼
فَأْتُوا بِاٰبَٓائِنَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
fe'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.
" Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin."
▼
اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَالَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ اَهْلَكْنَاهُمْۘ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمٖينَ
ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbe`iv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
▼
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبٖينَ
vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
▼
مَا خَلَقْنَاهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
▼