📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۢ
ŝümme tevellev `anhü veḳâlû mü`allemüm mecnûn.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.
▼
اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَلٖيلاً اِنَّكُمْ عَٓائِدُونَۢ
innâ kâşifü-l`aẕâbi ḳalîlen inneküm `âidûn.
Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
▼
يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُونَ
yevme nebṭişü-lbaṭşete-lkübrâ. innâ münteḳimûn.
Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.
▼
وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَٓاءَهُمْ رَسُولٌ كَرٖيمٌۙ
veleḳad fetennâ ḳablehüm ḳavme fir`avne vecâehüm rasûlün kerîm.
Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi. (Şöyle diyerek)
▼
اَنْ اَدُّٓوا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِۜ اِنّٖي لَكُمْ رَسُولٌ اَمٖينٌۙ
en eddû ileyye `ibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.
"Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resulüm"
▼
وَاَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللّٰهِۚ اِنّٖٓي اٰتٖيكُمْ بِسُلْطَانٍ مُبٖينٍۚ
veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.
Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.
▼
وَاِنّٖي عُذْتُ بِرَبّٖي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِۘ
veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.
Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
▼
وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا لٖي فَاعْتَزِلُونِ
veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.
Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
▼
فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ
fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.
Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
▼
فَاَسْرِ بِعِبَادٖي لَيْلاً اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ
feesri bi`ibâdî leylen inneküm müttebe`ûn.
Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
▼
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْواًۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ
vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.
Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
▼
كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ
kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.
Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeimeler,
▼
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرٖيمٍۙ
vezürû`iv vemeḳâmin kerîm.
Ekinler, güzel konaklar,
▼