📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
تَجْرٖي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.
İnkar edilmiş olana (Nuh'a) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
▼
وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.
Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
▼
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَابٖي وَنُذُرِ
fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
▼
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?
▼
كَذَّبَتْ عَادٌ فَـكَيْفَ كَانَ عَذَابٖي وَنُذُرِ
keẕẕebet `âdün fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
▼
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رٖيحاً صَرْصَراً فٖي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ
innâ erselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî yevmi naḥsim müstemirr.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
▼
تَنْزِ عُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ
tenzi`u-nnâse keennehüm a`câzü naḫlim münḳa`ir.
O rüzgar, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
▼
فَـكَيْفَ كَانَ عَذَابٖي وَنُذُرِ
fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
▼
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
▼
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ
keẕẕebet ŝemûdü binnüẕür.
Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.
▼
فَقَالُٓوا اَبَشَراً مِنَّا وَاحِداً نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذاً لَفٖي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
feḳâlû ebeşeram minnâ vâḥiden nettebi`uhû innâ iẕel lefî ḍalâliv vesü`ur.
"Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler.
▼
ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ
eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.
"Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir" (dediler.)
▼
سَيَعْلَمُونَ غَداً مَنِ الْـكَذَّابُ الْاَشِرُ
seya`lemûne gadem meni-lkeẕẕâbü-l'eşir.
Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.
▼