📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ
feiẕâ hüm bissâhirah.
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
هَلْ اَتٰيكَ حَدٖيثُ مُوسٰىۢ
hel etâke ḥadîŝü mûsâ.
(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ
iẕ nâdâhü rabbühû bilvâdi-lmüḳaddesi ṭuvâ.
Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ
iẕheb ilâ fir`avne innehû ṭagâ.
Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ
feḳul hel leke ilâ en tezekkâ.
De ki: Nasıl arınmağa gönlün var mı?
وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ
veehdiyeke ilâ rabbike fetaḫşâ.
Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ
feerâhü-l'âyete-lkübrâ.
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ
fekeẕẕebe ve`aṣâ.
(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ
ŝümme edbera yes`â.
Sonra (inkar için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ
feḥaşera fenâdâ.
Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ
feḳâle ene rabbükümü-l'a`lâ.
Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ
feeḫaẕehü-llâhü nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.
Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟
inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.
Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.