Fecr Suresi
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَكْرَمَنِۜ
feemme-l'insânü iẕâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyeḳûlü rabbî ekramen.
İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti" der.
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَهَانَنِۚ
veemmâ iẕâ me-btelâhü feḳadera `aleyhi rizḳahû feyeḳûlü rabbî ehânen.
Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni önemsemedi" der.
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتٖيمَۙ
kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِۙ
velâ teḥâḍḍûne `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلاً لَماًّۙ
vete'külûne-ttürâŝe eklel lemmâ.
Haram helal demeden mirası yiyorsunuz.
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُباًّ جَماًّۜ
vetüḥibbûne-lmâle ḥubben cemmâ.
Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكاًّ دَكاًّۙ
kellâ iẕâ dükketi-l'arḍu dekken dekkâ.
Ama yeryüzü parça parça döküldüğü,
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفاًّ صَفاًّۚ
vecâe rabbüke velmelekü ṣaffen ṣaffâ.
Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır).
وَجٖٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ
vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânü veennâ lehü-ẕẕikrâ.
O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!
يَقُولُ يَا لَيْتَنٖي قَدَّمْتُ لِحَيَاتٖيۚ
yeḳûlü yâ leytenî ḳaddemtü liḥayâtî.
(İşte o zaman insan:) "Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!" der.
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ
feyevmeiẕil lâ yü`aẕẕibü `aẕâbehû eḥad.
Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.