📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُبٖينٍۜ۟
fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
▼
وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلٖينَۙ
veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
▼
وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضٖينَۙ
veâteynâhüm âyâtinâ fekânû `anhâ mü`riḍîn.
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
▼
وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً اٰمِنٖينَ
vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı
▼
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحٖينَۙ
feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
▼
فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ
femâ agnâ `anhüm mâ kânû yeksibûn.
Kazanmakta oldukları şeyler onlardan hiçbir zararı savmadı.
▼
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمٖيلَ
vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
▼
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلٖيمُ
inne rabbeke hüve-lḫallâḳu-l`alîm.
Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.
▼
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَانٖي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظٖيمَ
veleḳad âteynâke seb`am mine-lmeŝânî velḳur'âne-l`ażîm.
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
▼
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنٖينَ
lâ temüddenne `ayneyke ilâ mâ metta`nâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen `aleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmü'minîn.
Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
▼
وَقُلْ اِنّٖٓي اَنَا النَّذٖيرُ الْمُبٖينُۚ
veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.
De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
▼
كَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمٖينَۙ
kemâ enzelnâ `ale-lmuḳtesimîn.
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
▼
اَلَّذٖينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِضٖينَ
elleẕîne ce`alü-lḳur'âne `iḍîn.
Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.
▼