📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
قَالَ اِنَّ رَسُولَكُمُ الَّـذٖٓي اُرْسِلَ اِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ
ḳâle inne rasûlekümü-lleẕî ürsile ileyküm lemecnûn.
Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.
▼
قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ
ḳâle rabbü-lmeşriḳi velmagribi vemâ beynehümâ. in küntüm ta`ḳilûn.
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
▼
قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْرٖي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونٖينَ
ḳâle leini-tteḫaẕte ilâhen gayrî leec`alenneke mine-lmescûnîn.
Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.
▼
قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُبٖينٍ
ḳâle evelev ci'tüke bişey'im mübîn.
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
▼
قَالَ فَأْتِ بِهٖٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقٖينَ
ḳâle fe'ti bihî in künte mine-ṣṣâdiḳîn.
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.
▼
فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبٖينٌۚ
feelḳâ `aṣâhü feiẕâ hiye ŝü`bânüm mübîn.
Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
▼
وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِرٖينَ۟
veneza`a yedehû feiẕâ hiye beyḍâü linnâżirîn.
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
▼
قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَلٖيمٌۙ
ḳâle lilmelei ḥavlehû inne hâẕâ lesâḥirun `alîm.
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
▼
يُرٖيدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِهٖۗ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
yürîdü ey yuḫriceküm min arḍiküm bisiḥrih. femâẕâ te'mürûn.
Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?
▼
قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِرٖينَۙ
ḳâlû ercih veeḫâhü veb`aŝ fi-lmedâini ḥâşirîn.
Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;
▼
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلٖيمٍ
ye'tûke bikülli seḥḥârin `alîm.
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
▼
فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمٖيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍۙ
fecümi`a-sseḥaratü limîḳâti yevmim ma`lûm.
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
▼
وَقٖيلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ
veḳîle linnâsi hel entüm müctemi`ûn.
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.
▼