Sâffât Suresi
فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ
feinnehüm leâkilûne minhâ femâliûne minhe-lbüṭûn.
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْباً مِنْ حَمٖيمٍۚ
ŝümme inne lehüm `aleyhâ leşevbem min ḥamîm.
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَحٖيمِ
ŝümme inne merci`ahüm leile-lceḥîm.
Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّٖينَۙ
innehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.
Kuşkusuz onlar atalarını dalalette buldular.
فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
fehüm `alâ âŝârihim yühra`ûn.
Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar.
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّلٖينَۙ
veleḳad ḍalle ḳablehüm ekŝeru-l'evvelîn.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا فٖيهِمْ مُنْذِرٖينَ
veleḳad erselnâ fîhim münẕirîn.
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَرٖينَۙ
fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmünẕerîn.
Uyarılanların akıbetinin ne olduğuna bir bak!
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصٖينَ۟
illâ `ibâde-llâhi-lmuḫleṣîn.
Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُجٖيبُونَۚ
veleḳad nâdânâ nûḥun feleni`me-lmücîbûn.
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظٖيمِۘ
venecceynâhü veehlehû mine-lkerbi-l`ażîm.
Kendisini ve ailesini büyük felaketten kurtardık.
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقٖينَۘ
vece`alnâ ẕürriyyetehû hümü-lbâḳîn.
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.