📖Ayet detayı ve mealler için meale tıklayın.
وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحٖينَ
veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-l'emra enne dâbira hâülâi maḳṭû`um muṣbiḥîn.
Ona (Lut'a) şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır."
▼
وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَدٖينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiIer.
▼
قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْفٖي فَلَا تَفْضَحُونِۙ
ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.
(Lut) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın;
▼
وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ
vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.
Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
▼
قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمٖينَ
ḳâlû evelem nenheke `ani-l`âlemîn.
"Biz seni, elalemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler.
▼
قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتٖٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلٖينَۜ
ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâ`ilîn.
(Lut:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
▼
لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفٖي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
le`amruke innehüm lefî sekratihim ya`mehûn.
(Resulüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
▼
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقٖينَۙ
feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
▼
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّٖيلٍۜ
fece`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhim ḥicâratem min siccîl.
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
▼
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمٖينَ
inne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.
İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.
▼
وَاِنَّهَا لَبِسَبٖيلٍ مُقٖيمٍ
veinnehâ lebisebîlim müḳîm.
Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
▼
اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِنٖينَۜ
inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
▼
وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِمٖينَۙ
vein kâne aṣḥâbü-l'eyketi leżâlimîn.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
▼