Vâkıa Suresi
اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذٖي تَشْرَبُونَۜ
eferaeytümü-lmâe-lleẕî teşrabûn.
Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?
ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ
eentüm enzeltümûhü mine-lmüzni em naḥnü-lmünzilûn.
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجاً فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّتٖي تُورُونَۜ
eferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.
Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,
ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَـهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ
eentüm enşe'tüm şeceratehâ em naḥnü-lmünşiûn.
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعاً لِلْمُقْوٖينَۚ
naḥnü ce`alnâhâ teẕkiratev vemetâ`al lilmuḳvîn.
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ۟
fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِـعِ النُّجُومِۙ
felâ uḳsimü bimevâḳi`i-nnücûm.
Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,
وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظٖيمٌۙ
veinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.
Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.