Sureler/Adh-Dhaariyat
Ayete git:
📖Ayet detayı ve mealler için ayetin üzerine tıklayın.
سُورَةُ الذَّارِيَاتِ

Adh-Dhaariyat Suresi

Mekki·60 Ayet·51. Sure
14

ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn.

Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.

📖Tefsir Oku
15

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ

inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

📖Tefsir Oku
16

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

âḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn.

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

📖Tefsir Oku
17

كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

kânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehce`ûn.

Onlar, geceleri az uyuyanlardı.

📖Tefsir Oku
18

وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

vebil'esḥâri hüm yestagfirûn.

Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

📖Tefsir Oku
19

وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.

Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

📖Tefsir Oku
20

وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ

vefi-l'arḍi âyâtül lilmûḳinîn.

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

📖Tefsir Oku
21

وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.

Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

📖Tefsir Oku
22

وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn.

Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.

📖Tefsir Oku
23

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

feverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.

Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

📖Tefsir Oku
24

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

hel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn.

İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?

📖Tefsir Oku
25

إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ

iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.

Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.

📖Tefsir Oku
26

فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ

ferâga ilâ ehlihî fecâe bi`iclin semîn.

Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

📖Tefsir Oku
← Önceki12345Sonraki →
← Qaaf
Mekki · 60 Ayet
At-Tur →
Hikmetü'l-Kur'an
Gezinti
🏠Ana Sayfa